|
İMAM
NEVEVİ ŞERHİ |
537 – 538 NOLU HADİSLER İÇİN
(537)
Senette geçen Harmele et-Tucibi ile ilgili açıklamalar kitabın baş taraflarında
değişik yerlerde geçti. Allah en iyi bilendir.
Yine
senette rivayeti birbirlerinden nakleden İbn Şihab, Ata b. Yezid ve Humran'ın
üçü de tabiinden olup, birbirlerinden rivayet nakletmişlerdir.
"Ellerini
üç defa yıkadı." Bu da ellerin abdestin başında yıkanmasının sünnet
olduğuna delildir. Nitekim ilim adamlarının ittifakıyla da bu böyledir.
Mazmaza
ve İstinşak (Abdest Alırken Ağıza ve Buruna Su Vermek)
"Sonra
mazmaza yapıp, bumuna su alıp çıkardı." Dilbilginleri, fukaha ve
muhaddislerin çoğunluğuna göre istinsdr, suyu burna çektikten (istinşak) sonra
çıkarmaktır. İbnu'l-.A:rabl ve İbn Kuteybe de istinsar, istinşakın aynısıdır
demiş olmakla birlikte doğrusu birincisidir. Buna bir diğer rivayetteki
"istinşak ve istinsar yaptı" deyip, her ikisini bir arada zikretmiş
olması delildir.
Dilbilginleri
der ki: (İstinsar) "en-nesre"den alınmıştır ki bu da burnun yan
tarafı demektir. Hattabı ve başkaları ise burnun kendisidir demekle birlikte
birincisi meşhur olandır. Ezherı dedi ki: Seleme'nin, Ferra'dan rivayet
ettiğine göre adam nesretti, intisar ve istinsar yaptı, ifadeleri abdest
alırken burnunun yan tarafını hareket ettirmesini anlatmak için kullanılır.
Allah en iyi bilendir.
Mazmazanın
gerçek mahiyeti ile ilgili olarak mezhep alimlerimiz şöyle demiştir: Mazmazanın
mükemmel şekli ağzına su alıp onu çalkaladıktan sonra suyu ağzından dışarıya
atmasıdır. Asgarisi ise ağzına su almasıdır. Cumhurun söylediği meşhur kanaate
göre ise, ağzında suyu çalkalaması şart değildir. Mezhep alimlerimizden bir
topluluk ise şart olduğunu söylemişlerdir.
Bu
husustaki görüş ayrılığı başın mesh edilme keyfiyeti ile ilgili görüş ayrılığı
gibidir. Eğer ıslak elini başına koyup, onu başı üzerinde gezdirmezse mesh
gerçekleşmiş olur mu? Daha sahih olan gerçekleşmiş olacağıdır. Tıpkı başka
organlarda suyun organlara ulaştırılmasının yeterli olması gibi.
İstinşak
ise suyun burna ulaştırılıp, nefes alarak suyu yukarıya doğru çekmektir.
Mazmaza ve istinşakın ileri derecede yapılması müstehaptır. Oruçlu olması
halinde ise bu mekruh olur. Çünkü Lakıt'in rivayet ettiği hadise göre Nebi
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Oruçlu olman hali dışında ileri derecede
istinşak yap" buyurmuştur. Bu da sahih bir hadis olup, bunu Ebu Davud,
Tirmizi ve başkaları sahih senetlerle rivayet etmiş, Tirmizi de: Hasen, sahih
bir hadistir demiştir.
Mezhep
alimlerimiz der ki: Su ağza ve burna hangi şekilde ulaştırılırsa mazmaza ve
istinşak da gerçekleşmiş olur. Hangi şeklin daha faziletli olduğuna gelince,
bunun beş şekli vardır:
1-
Üç avuç su ile mazmaza ve istinşak yapar. Her bir avuçtan ağzına su alıp
mazmaza yapar, sonra yine onun diğer kısmından istinşak yapar.
2-
Mazmaza ve istinşakı bir avuç ile yapar. (3/105) O sudan önce üç defa mazmaza
yapar, sonra yine o sudan üç defa istinşak yapar.
3-
Aynı şekilde her ikisi için bir avuç su alır. Ama önce ondan mazmaza yapar,
sonra istinşak yapar, sonra yine ondan mazmaza yapar, sonra istinşak yapar,
sonra kalanından bir daha mazmaza yapar, sonra da istinşak yapar.
4-
Mazmaza ve istinşakı iki avuç su alarak birbirinden ayırır. Bunların birisinden
üç defa mazmaza yapar, sonra da diğerinden üç defa istinşak yapar.
5-
Ayrı ayrı allı avuç su alır, üçüyle mazmaza yapar, diğer üçü ile istinşak
yapar.
Sahih
olan da birinci şekildir. Buhari, Müslim ve başkalarından sahih hadisler de
böyle gelmiştir.
Mazmaza
ile istinşak'ın arasını ayırmak ile ilgili hadis ise zayıflır. Böylelikle bizim
bu kitapta zikredilmiş Abdullah b. Zeyd'in rivayet ettiği hadiste belirttiğimiz
üzere üç avuç su almak suretiyle mazmaza ve istinşakı yapmak muayyen olarak
kabul edilmesi gereken şekilolur.
Ulemanın
ittifakı ile mazmaza bütün görüşlere göre ve bütün şekillerde istinşaktan önce
yapılır. Acaba bu öncelik müstehap mıdır yoksa şart mıdır? Bu hususta da iki
görüş vardır. Kuvvetli olanı iki organ ın farklılığı sebebiyle (mazmazayı önce
yapmanın) şart olduğudur. İkinci görüşe göre ise sağ elin yıkanmasının, sol
elden önce oluşu gibi bir müstehaplıktır. Allah en iyi bilendir.
Abdest
Alırken Yıkama ve Meshin Sayısı
"Sonra
yüzünü üç defa yıkadı. .. Sonra da aynı şekilde sol ayağını yıkadı." Bu
hadis abdestin nasıl alınacağı hususunda pek büyük aslı bir dayanaklır.
Müslümanlar abdest organlarının yıkanmasında vacip (farz) olanın birer defa
yıkamak olduğunu, üç defa yıkamanın ise sünnet olduğunu icma ile kabul
etmişlerdir.
Sahih
hadislerde ise birer defa yıkamak, üçer defa yıkamak, bazı azaların üçer defa, bazılarının
ikişer, bazılarının da birer defa yıkanmasını ifade edecek şekilde gelmiştir.
İlim
adamları der ki: Hadislerin bu şekildeki farklılığı bütün bunların caiz
oluşuna, üç defa yıkamanın kemali, bir defa yıkamanın da yeterli oluşu ifade
ettiğine delildir. İşte hadislerin bu şekilde gelişi buna göre yorumlanır,
demişlerdir.
Aynı
olayın aynı sahabiden rivayeti halinde ravilerin ihtilafına gelince, bu
ravilerin bir kısmının hadisi bellediği, bir kısmının da unuttuğu şeklinde
açıklanır ve zaplı sağlam, sika ravinin fazlalığının kabul edileceği şeklinde
tespit edildiği üzere sikanın fazladan söyledikleri de delil olarak alınır.
İlim
adamları başın mesh edilmesi hususunda ihtilaf etmişlerdir. Şafil bir grup ile
birlikte diğer organlarda olduğu gibi başın da üç defa mesh edilmesinin
müstehap olduğu kanaatindedir.
Ebu
Hanife, Malik, Ahmed ve çoğunluk ise sünnet olanın bir defa mesh etmek olduğu
ve bundan fazlasının da yapılmayacağı kanaatindedirler.
Ama
sahih hadislerde bir defa mesh sözkonusu edildiği gibi, bazılarında da sadece
"mesh etti" denilmiştir. Şafil ise Müslim'in sahihinde daha sonra
gelecek Osman (r.a.)'ın Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "(Azalarını)
üçer defa yıkayarak abdest aldı" hadisini ve Ebu Davud'un Sünen'inde
rivayet etmiş olduğu "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) başını üç defa
mesh etti" hadisini diğer organlara da başı kıyas etmeyi delil göstermiş,
bir defa mesh etmeye dair hadisler ile ilgili olarak da bu caiz oluşu beyan
etmek içindir ama Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) daha faziletli olana devam
etmiştir, diye cevaplandırmışlır. Allah en iyi bilendir.
Yüzün,
Ellerin ve Ayaklarm Yıkanması
İlim
adamları yüzün, ellerin ve ayakların organların tamamını kapsayacak şekilde
yıkanmasının farz olduğunu icma ile kabul etmişlerdir. Ancak Rafıziler ilim
adamlarından farklı bir kanaat belirterek ayaklar hakkında farz olan meshtir,
demişlerdir. Bu ise onların bir yanlışıdır. Çünkü naslar ayakların yıkanmasının
kap ettiği hususunda birbirini destekler durumdadır. Aynı şekilde Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Selleml'in abdest alışını nakleden bütün raviler de onun
ayaklarını yıkadığını ittifakla ifade etmişlerdir.
İlim
adamları başın mesh edilmesinin vücubu (farziyeti) üzerinde de icma etmiş
olmakla birlikte vacip olan miktarının ne kadar olduğu hakkında ihtilaf
etmişlerdir. Şafil bir topluluk ile birlikte bir saç telini dahi olsa mesh
etmek suretiyle mutlak olarak mesh adının verileceği miktardır, demiştir.
Malik,
Ahmed ve bir topluluk ise başın tamamının mesh edilmesinin vacip olduğu
kanaatindedir. Ebu Hanife (rahimehullah) ise bir rivayette, vacip olan dörtte
birini mesh etmektir, demiştir.
Mazmaza
ve istinşak'ın vücubu hakkında da ilim adamlarının dört farklı görüşü vardır:
1-
Malik ve Şafil ile onların mezhebinde olanların kanaatine göre, mazmaza ve
istinşak abdest alırken de, guslederken de sünnettir. Seleften Hasan-ı Basrl,
Zührl, Hakem, Katade, Rabia, Yahya b. Said el-Ensari, Evzai ve Leys b. Sa'd da
bu kanaattedir. Aynı zamanda bu Ata ve Ahmed'den de bir rivayet olarak gelmiştir.
2-
Abdestte de, gusülde de vacip(farz)dirler. Bunlar olmadan abdest de, gusül de
sahih olmaz. Ahmed b. Hanbel'den meşhur olan görüş budur. Bu aynı zamanda İbn
Ebi Leyla, Hammad, İshak b. Rahuye'nin de görüşüdür. Ata'dan gelen bir rivayet
de böyledir.
3-
Mazmaza ve istinşak gusülde farz, abdestte değildir. Ebu Hanife, onun mezhebine
mensup ilim adamları ve Süfyan Sevrl'nin kanaati budur.
4-
İstinşak abdestte de, gusülde de farzdır. Mazmaza ise her ikisinde de
sünnettir. Ebu Sevr, Ebu Ubeyd, Davud ez-Zahiri ile Ebu Bekr b. Münzir'in
görüşü budur. Ahmed' den gelen bir rivayet de böyledir. Allah en iyi bilendir.
Cumhurun
ittifakına göre, abdestte ve gusü1de organların yıkanmasında suyun organların
üzerinde akıtılması yeterlidir. Ayrıca ovalamak şart değildir. Malik ve Müzeni
tek başlarına şart olduğunu söylemişlerdir. Allah en iyi bilendir.
Büyük
çoğunluğun ittifakı na göre de ayak topuklarını ve dirsekleri yıkamak farzdır.
Bunun farz olmadığını söyleyen Zufer ve Davud ez-Zahiri bu kanaatlerinde yalnızdırlar.
Allah en iyi bilendir.
İlim
adamlarının ittifakı ile "topuklar" dan maksat bacak ile ayak
arasındaki çıkıntı şeklindeki iki kemiktir. Her bir ayağın iki topuğu vardır.
RaflZiler oldukça bir istisna olarak her bir ayağın bir topuğu vardır. Bu da
ayağın üst tarafındaki kemiktir demişlerdir. Bu görüş Muhammed b. Hasen' den
nakledilmiş ise de ondan sahih olarak gelmiş değildir.
Bu
hususta alimlerin delili ise dil ve iştikak bilginlerinin nakilleri ile üzerinde
durmakta olduğumuz bu sahih hadistir. Bu hadiste de: "Sağ ayağını iki
topuğuna kadar yıkadı, sol ayağını da aynı şekilde yıkadı" denilmektedir.
(3/107) Böylelikle her bir ayağın iki topuğu olduğunu hadis tespit etmektedir.
Bu meselede deliller ise pek çoktur. Ben bunları tanıklarıyla ve asıl
dayanakları ile "el-Mecmu' fi Şerhi'l-Mühezzeb" adlı eserimde
açıklamış bulunmaktayım. Aynı şekilde orada bu meseleleri n delillerini de,
mezhepler arasındaki ihtilafları bütün fırkaların delilleri ve bunlara verilecek
cevapları da bu husustaki ihtilaflı nasların birbirleriyle nasıl telif
edileceğini de geniş bir şekilde açıkladım ve bu açıklamaları oldukça etraflı
yaptım. Burada ise maksadım sadece hadis ile ilgili olan hususlara işaret
etmekten ibarettir. Allah en iyi bilendir.
Abdest
Organlarından Fazladan Yaratılmış Organlar Olursa Mezhep alimlerimiz şöyle
demiştir: Mesela insanın iki yüzü yaratılmış olsa ikisinin de yıkanması icap
eder. Üç eli yahut üç ayağı veya daha fazla yaratılmış ve bunlar birbirine eşit
ise hepsinin yıkanması icap eder. Eğer fazladan yaratılmış olan el eksik olup,
yıkanması farz olan elin yerinde bir çıkıntı şeklinde ise asıl el ile birlikte
onun da yıkanması icap eder. Eğer dirseğin üst tarafında bir çıkıntı halinde
olup yıkanması farz olan kısmın hizasında da değilse yıkanması gerekmez. Eğer
yıkanması gereken kısmın hizasına düşüyorsa sahih ve tercih edilen kanaate
göre, yalnızca o hizaya gelen kısmın yıkanması icap eder.
Bazı
mezhep alimlerimiz ise icap etmez, demişlerdir. Bir kimsenin eli dirseğinin
üzerinden kopacak olursa, onun için bu farz sözkonusu değildir. Kalanı kısmen
yıkamak ise herhangi bir abdest azasının taharetsiz kalmaması için müstehaptır,
şayet dirseğin altından kolu kısmen kopmuş ise kalanını yıkaması icap eder. Allah
en iyi bilendir.
Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Kim benim bu abdestim gibi abdest
alırsa ... günahları bağışlanır" buyruğuna gelince: Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) "gibi (nahve)" buyurmuş, ancak aynen (misle)
dememiştir. Çünkü gerçek manada aynen onun gibi abdest almaya ondan başkasının
gücü yetmez.
Günahların
bağışlanmasından kasıt ise büyük günahlar dışındaki küçük günahlardır.
Hadisten
ise her abdestten sonra iki reMt ve daha fazla namaz kılmanın müstehap olduğu
hükmü anlaşılmaktadır ve bu, müekked bir sünnettir.
Mezhebimize
mensup bir grup ilim adamı da bu (abdest sonrası) namazıarı namaz kılmanın
yasaklandığı vakitlerde de, başkalarında da kılar. Çünkü bu namazın bir sebebi
vardır demiş ve Bilal (r.a.)'ın Buhari'nin Sahihinde tahriç edilmiş bulunan ne
zaman abdest alırsa namaz kıldığına dair hadisini delil göstermişlerdir. Bilal
(r.a.) da bunun hakkında, benim en ümit bağladığım amelim budur, demiştir.
Şayet
(bunu da) kastederek bir farz ya da bir nafile namaz kılacak olursa aynı yolla
tahiyyetu'l-mescid namazı da kılınmış sayılacağı gibi bunun da fazileti
kazanılmış olur.
Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "İçinden namazIa ilgisi olmayan şeyler
geçirmezse" buyruğu ise, dünya işi ve namaz ile ilgisi olmayan herhangi
bir şey geçirmezse demektir. Eğer içinden böyle bir şey geçecek olup da ondan
yüz çevirip, iltifat etmeyecek olursa sadece bu yüz çevirmesi ile o hali
affedilir ve yüce Allah'ın izniyle bu fazileti de elde etmiş olur; çünkü bu
onun kendi isteğiyle yaphğı bir işi değildir. Ayrıca bu ümmetin gelip geçen ve
yer etmeyen düşünceleri affedilip bağışlanmışhr. İman kitabında bu kurala dair
açıklamalar geçmiş bulunmaktadır. Allah en iyi bilendir. (3/108)
Bu
açıklamaları aynı anlamıyla İmam Ebu Abdullah el-Mazeri de dile getirmiş, Kadı
İyaz da bu hususta onu takip ederek şunları söylemiştir: İçinden geçirdikleri
(hadisunnefs)nden maksat, gelmesi istenen ve iktisap yolu ile içinden
geçirdikleri şeylerdir. Çoğunlukla hahrdan kendiliğinden geçenler kastedilmemişlerdir.
"İçinden geçirmek" ifadesinin hadiste kullanılması bu içten
geçirilenierin kişinin kendisine izafe edilmesi sebebiyle kesb yoluyla elde
edildiğine de bir işarettir.
Kadı
İyaz der ki: Bazıları da şöyle demiştir: Kasti olmayan bu hahrdan geçenlerle
birlikte namazın kabul edileceği ümit edilir ve böyle bir kişinin namazı
içinden hiçbir şey geçirmeyen kimsenin namazından daha aşağı mertebede olur.
Çünkü Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ancak buna riayet eden kimseler için
günahların bağışlanması teminahnı vermiştir. Çünkü içinden bir şey
geçirmeksizin namaz kılarak namazı selamete eren kimseler oldukça azdır. Kişi
ise bu mertebeye ancak şeytanın vesveselerine karşı nefsi ile mücadele edip, bu
vesveseleri kendisinden uzaklaşhrması ve bunu korumaya çalışarak bir göz açıp
kırpacak kadar bir süre dahi bunlarla meşgulolmaması ile kendi mücahede ve
gayretiyle kalbini de vesveselerden uzak tutmasıyla şeytandan kurtulması
neticesinde ulaşmışhr. Kadı İyaz'ın açıklamaları bunlardır, doğrusu benim daha
önce kaydettiklerimdir. Allah en iyi bilendir.
"İbn
Şihab dedi ki: Bizim alimlerimiz ... derlerdi" sözleri, işte en tam ve
eksiksiz abdest budur, demektir. İlim adamları da azaları üç defadan fazla
yıkamanın mekruh olduğunu icma ile kabul etmişlerdir. Üç defa yıkamaktan kasıt
ise organı tamamen kapsayan üç yıkamadır. Şayet organı ancak iki avuç su ile
tamamen yıkayabiliyorsa bu tek bir yıkayış sayılır. Organını üç ya da iki defa
yıkadığı hususunda şüphe edecek olursa iki defa yıkadığını kabul eder ve üçüncü
bir defa daha yıkar. Mezhep alimlerimizin büyük bir çoğunluğunun kabul ettiği
doğru görüş budur.
Mezhep
alimlerimizden Şeyh Ebu Muhammed el-Cuveynı de şöyle demektedir: Bunu üç defa
yıkamış olarak kabul eder ve dördüncü defa yıkamak suretiyle bid'ati işlemek
korkusundan ötürü daha fazla yıkamaz. Ancak birinci görüş konu ile ilgili
kaidelere uygun olandır. Dördüncü defanın bid'at ve mekruh olması ise kasten
dördüncü defa olsun diye yaphğı yıkamadır. Allah en iyi bilendir.
İbn
Şihab'ın bu sözünü dirseklerin ve topukların yukansını yıkamayı mekruh görenler
delil gösterebilir; ama bu bize göre mekruh değildir. Aksine bu ileride yüce
Allah'ın izniyle ilgili babında açıklaması gelecek sevilen (müstehap) bir
sünnettir. İbn Şihab'ın bu sözünde topuklarla dirseklerin yukarısını yıkamanın
mekruh olduğuna delil bulunmamaktadır; çünkü maksat daha önce belirttiğimiz
gibi sayıyı belirtmektir. Şayet İbn Şihab ya da bir başkası bunun mekruh
olduğunu açıkça ifade etmiş olsa bile Nebi (Sallallahu aleyhi ve Selleml'in
sahih sünneti onun bu görüşünün önüne geçer. Allah en iyi bilendir.
(538)
"O, Osman (r.a.)'ın bir kap getirilmesini istediğini gördü ... Sonra
yüzünü üç defa yıkadı." Bu hadisten (3/109) mazmaza ve istinşak yaparken
sünnetin her ikisi için suyu sağ eliyle almak olduğunu göstermektedir. Aynı
zamanda bu mazmaza ve istinşakın tek bir avuç su ile yapılacağına da delil
gösterilebilir. Bu da daha önce sözünü ettiğim beş şekilden birisidir. Bunun bu
hususa delil olma şekline gelince, elleri n ve yüzün yıkanmasının tekrarlandığını
sözkonusu etmekle birlikte mazmaza için su almayı mutlak olarak sözkonusu etmiş
olmasıdır. Allah en iyi bilendir.
Aynca
bu, elinin necis olup, olmadığı hususunda şüphe ediyorsa uykudan uyanmamış olsa
dahi ellerini kaba sokmadan önce yıkamanın müstehap olduğuna delil gösterilir.
Bizim mezhebimiz de budur. Bu delilin nasıl buradan çıkarıldığı da açıkça
ortadadır. Yine bu mesele ile ilgili açıklama yüce Allah'ın izniyle yakında
ilgili babında gelecektir. Allah en iyi bilendir.